Suzanne takes you down to her river

Suzanne takes you down to her river

bobiler seçmece









şimdilik bu kadar. içimden geliyore.bu 3ü fevorim.bakıp bakıp gülüyore.göremediklerinize dıhlarsanız açılıyore.bobiler içerdiği için böyle konuşuyore.

baaay. hav hav

Bir Takım Şeyler






İşte böyle bir cumartesimiz oldu bizim.
güzeldi .






kader kısmet bunlar hep.tabi

bilgisayarım geldi amanın da amanın.cillop gibi,tatlı şeker gibi, balllı gaymak gibi,profiterollü pasta gibi .nasıl bir canla başla çalışıyo .canım benim. hımını. adını koyucam ben bu aletin yok artık.erkek olması kararını aldım ama isim netleştiremedim.bakalım kader kısmet. elleh.

hayatımda ilk defa bu kadar 'evden çıkmama isteği 'taşıyorum. çıktığımda da erkek arkadasıma gidiyorum.tavla oynuyoruz. çok fantastik günler yaşıyorum.
okula nerdeyse gitmıyorum.böyle bi rahatlık böyle bi laçkalık .

birşeyler keşfettim ama paylaşmicam.gidin siz de keşfedin canım.

kaan sezyuma derin saygı ve sevgi besliyorum.evde de beslemek istiyorum bilmem kabul eder mi?

sanırım bir parça daha iyi oluyo herşey.iyileşiyo mu ne? dışarı çıktığımda insanları izleyip dublaj yapmayı sürdürüyorum.rutin haline geldi artık. çok fantastik teyzeler yarattım kafamda.ne teyzeler vardı zaten orada yoktular.hey gidi.bugun bi tanesinin nefesini hissettim ensemde.korktum. adımı yaşımı sorup beni çepeçevre sarıp darboğaza saplicak,kendi oğullarından kızlarından onların oğullarından kızlarından,bel ağrılarından,uyku saatlerinden,ilaçlarından bahsedicek diye ödüm koptu.hızlıca uzaklaştım.bişey de olmadı.kader kısmet bunlar hep.

BU KADER KISMET LAFINI DA ZİKREDİP BANA ALIŞTIRAN CANI BURDAN ÖPÜYORUM.

geldim gittim

teknoloji den nefret ettiğini her defasında bu kadar dile getirip ona bu kadar muhtaç olduğunu farkeden bir insan olarak tarifsiz kederler içerisindeyim.aynı hafta içinde tüm teknolojik aletlerim- ben de dahil- bozuldu. MUTSUZUM.

hastayım işte aynı zamanda.burnum tıkalı mavi küçük yaratıkların istilasına uğradım.
hastalık öncesi bir ergen moduna girdim ki elleh kurtarsın.
mp3üm bozulunca yeni birçok uğraş edindim kendime.önce huysuzlaştım zira mp3süz ben bir hiçtim.bunu kabullenmiştim,hala da acı çekiyorum ara ara amaaa..
yol uzun.sıkılmamak için dışarıyı izleyeyim dedim, yok olmadı,sıkıldım.
istanbulu'u seviyorum yanlış anlaşılmasın ama bu ayrı birşey bence.
insanları öteden beri izlemeyi çok severim manzaradan ziyade.
işte bu izlemek mevzusu saplantı haline geldi.tüm yolculuklarım (vapur otobüs minibüs vs) esnasında insanları izliyorum,kaç yaşında olduklarını ya da nereye gittiklerini tahmin etmeye çalışıyorum,nasıl biri olduklarını. neden kırmızı ceket giymekte olduklarını falan.

insanın bazen nefret etmesi ,sıkılması ya da yoksun olması gerekiyo işte.

dün yine yanlış durakta indim metroda.ulan zaten mecidiyeköyden 3 durak var anasını satıyim nasıl yanlış inilir ki?

bu arada metrobüse bugun bindim ve tum hayallerim yıkıldı. bir kez daha vapura olan aşkım kabardı.vapur bi denedir.binersin kalabalıkta yer varsa yarı acıga gecersin yoksa en arkaya gider yere oturursun kıç kısmına. ufak ufak eser böyle .çok soguksa bi çay alırsın. teyzelere sinir olursun .arada iki sallanır. en müthişi de insanları seyredersin.
bu seyretme işini bi düşünün. İMECIN OL DI PİPIL.
her sabah yapıyorum bunu oley!bence bunun bana büyük bi katkısı var ,ne bilmiyorum ama katıyo birşeyler.

ve.
şimdi bir parça çikolata yiyip, kendine gelme ,silkinme vaktidir.biraz da düşünme ve uyuma.
ne demiş ten years after:i'm coming on.



voyeurists