Suzanne takes you down to her river

Suzanne takes you down to her river

10.00

bekledim,gerçekten bekledim.

dolaştım sonra,tabanlarım ağrıyana dek.
bulamadım yine.
her zaman olmuyor galiba.

rastlantı.

15 dakika geçti,ders düştü

kendi kendime okulun olmadıgını ilan ettim ki,zaten yokmuş.
sisli havada güzel sıcak bir patatesli börek ve portakal suyuyla taksime bakarak kahvaltı etmek de güzelmiş.

ühü

bugün herşeye ağlıyorum yahu,sinek uçtu demin.

stumble!

yahu,bütün günümü ama bütün günümü bu araç çubuğuyla geçirdim.
nasıl siteler buldum ama,ballı kaymaklı.

shitty day.

ne zaman pazar olsa,hava da öldürür derecede kapalı ve sevimsiz olsa oturur bu şarkıyı dinlerim.

bugun pazar değil ama uyandığımda o kadar kötüydü ki hava,yataktan bile kalkmadım,yarım saat kadar kapkara bulutları seyrettim,sonra kalktım,yüzümü yıkadım,tekrar gidip yatağa girdim.

tekrar uyandığımda herşey aynen duruyordu.ben de sıkıntılı günlerimin fon müziklerinden biri olan shitty day i açarak sıkılmaya devam ettim,kahvaltı dahi etmek istemedi canım,dolabı açtım,meyve atıştırayım diye,o da yoktu,şansıma küsüp tekrar yatağa gittim.
kimi aradıysam ulaşamadım.
böyle günlerde hep böyle olur ya zaten. o an seni mutlu edicek en ufak şeyin,mesela dolapta kütür kütür bir elma bulmak,gerçekleşme ihitmali hepp sıfırdır ve bunu inatla sana hatırlatır.

ayağa kalkarsın bileğin burkulur,şarkı açarsın kulaklığının teki bozulmuştur,telefon etmeye çalşırsın telefonun faturan yüzünden kapalıdır.

akşama kadar yatakta kaldım diyebilirim.belki de bazen böyle olması gerekiyordur.

az kaldı

hissediyorum,sıçtın mavisini görmeye az bir zaman kaldı.

bekle beni sıçtın mavisi.

mandalina çay.

Vize haftası da geldi çattı,bakalım.3 gün var sınava hala çalışmıyorum,lay lay lay.

istanpoli'ye katılmadım,katılamadım.kendimden nefret ediyorum bazen.

atölye güzeldi,güzel bitti.Tom Mays,tüm donutlar senin olsun,canım.

ellerim ve ayaklarım üşüyor,kış geldi,en azından bu açıdan mutluyum.Kafamı hala toparlayamıyorum,net düşünemiyorum.

bugün siyahi abiler ve abla kalkmış festivale gelmiş,üstelik okuluma gelmiş söyleşi vermeye ,afşi gördüğüm gibi çıktım dersten,koştum E-3 e,salona bir daldım,kimseler yok,yanlış gittim sandım ama etkinliği o gün duyurdukları için kimsenin haberi olmamış,kimse de gelmemiş,iptal ettiler,çok üzüldüm ben.kalktılar yemeğe gittiler,5-10 saniye merhabalaştık,çok üzüldüm ben.
üzüldüm .

bir an önce çalışmaya başlasam güzel şeyler olabilir hayatımda,bir de kar yağsa,kelebek yapsak karda.üf.
ne güzel ne güzel.
odamın camını açında içeri soğuk rüzgar estimi ben mutlu oluyorum.

çok fazla mandalina yiyorum,kış krizim öyle bir gelişti,7-8 i buluyor her gün elmaları da katarsak yemekten cok meyve yiyorum,ne kadar saglıklı bilmiyorum ama umrumda da değil.

hava sogukken santral cok korkunc bir hal alıyor,özellikle hava kapalı ve yağmurluyken.hemen sınıfıma kaçıyorum.

şimdi yatayım da yarın 12 gibi kalkar çalışırım belki,çalışır mıyım sahi?

I want you there next to me


hava bulutlu ama sıcak.

İnsan dersi olmayınca ne güzel uyanıyor ama hafta içi olucak böyle,yoksa keyfi kalmaz.
Ilık da bir duş alıyosun,mis.

Şu Garajistanbul daki istanpoli projesi için bir fikir bulabildim sonunda ancak ne yapacağımı hala bilmiyorum,sunmak için 2 günüm kaldı.daha bulucam,çalışıcam ve sunucam.şaka gibi.olmicak sanırım ,olmamasından çok korkuyorum,çünkü bu çok iyi bir fırsat ,neden olmasın,olsun olsun : (

Bunun dışında tabi sevgili asistandan aldığım mail de bugün neden bu kadar mutlu uyandığımı açıklarcasına atölyeye kabul edildiğimi haber etmiş bulundu. he heee.çok sevinçliyim,şenim.yaşasın özgür bahçeci (miydi adı ,galiba).Bakalım kıvırabilecekmiyim.

Şimdi oturup türk filmi şaheserlersinden zeki mürenli sadri alışıklı "hindistan cevizi"ni mi izlesem yoksa bulutun yanına gitsem de bana şahane bi kahvaltı mı hazırlasaa.mesela?

karar vermek çok da zor değil,ben hazırlanayım.


*başlıkta da kelime oyunu yapmışım gibi ama öyle değil,kendinizi çok zeki sanmayın.öyle yani.

vapur ,taşır.

sonunda eve gelip,ayaklarımı uzatabiliyorum,elma bile yiyebiliyorum.o kadar güzel ki ..hatta fonda balık gezdiren bir adamı izliyorum,efsaneymiş.


öğlen kalkıcam,resmen.

bakın,soğanın cücüğü vardır.

analiz ödevim var,edemedim analiz.

bir de bugün sevgili hocamız ayça ince'nin totaliter devlet tanımını soğan cücüğü üzerinden anlatması beni uzun uzun düşündürdü.
sonra anladım neden bu kadını sevdiğimi.

yağmur yağacaktı hani?

bulutunsanalgazlıkalemlerivar.


bekledim tren garında.

bugün bulutu çok seviyorum .
bir paket çikolataymışcasına.

mp3ümün şarjı kendiliğinden dolsun.

fazla jeff buckley bünyeyi zehir eder.yapma etme diyorum ,durduramıyorum.
birkaç gündür uyanamıyorum bir de..uyansam da öglen uyuyorum,sınıfta,otobüste falan.





bir kazan çikolata olsa da yesek.

that's what we've done.


kafamı yastığa koyunca ben,

güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım
güzel bir uyku uyuyacağım.

9:00

bana bak sadece olur mu,tek kelime etme.
bir ileri bir geri,sigaranı yak söndür,yak..sönene kadar gitmiş olurum.
iyi geceler.

02.39

Bugün buluttan nefret ediyorum.

could have dance all night.

güneş doğdu ne güzel...
bütün gece dansettim.boynumu hissetmiyorum.
yeniden karşılaşmak güzeldi,bir kez rüyamda gördüm,konuştum.
şimdi istedim ama yapamadım,bilemiyorum neden..
tekrar karşılaşmayı bekleyeceğim sanırım.


günaydın.

12 Eylül


size makarna istediğimi kim söyledi!

az önce deniz ve sevgilisi deniz ellerinde makarna ve hazır çorbayla geldiler .tek niyetleri bana yemek pişirmekti ama ben mutfak terörü estirerek onları evden kovdum.
şimdiyse yalnızım,karsımda çaylı kek var ve bogazım acıyor.

bu gece cok yağmur yağmasa bari.
gök gürültüsü değil de şimşek ürkütüyor beni.

bir bardak ice tea herşeyi çözer.

bu aralar herşey zor.

istanbul'u özlemişim.

halledeceğim.

limonlu olacak!

mr.bluesky is living here today,heey!

çok fazla.

aslında daha çok düşünecek,hatırlayacak çok şey var aklımda..
hatta toparlayamadım bir türlü,ondan bu kadardır yazamıyorum. bazen sadece hatırlamak çok daha güzel.uykunun derin bir kısmında degil de,yarı uyanıkken görülen,başlarken biten ama daha çok keyif veren,o dinlendirici uykunun rüyaları olur ya,öyleydi bu 3 gün bizim için.
gece gördüğüm uzun kabuslardan sonra hafif bir sabah uykusu .
tam dolunayın altında uzanan kanepede,yamuk ağızlı sohbetler,loş ışıkta buz gibi içkiler ve sıcak gece uykusu.

tekrar tanışmak,
sıcak kumda yana yana yürümek,tepede rüzgar yiyip akşam yemeğine hasta olmak,
güzel köfteler,fiyonk makarnalar ve diş agrısı,
hep havlayan köpekler,
vücudun farklı bölgelerinde dönüşümlü halde agrılar,ancak agrılara ragmen sabaha mutlu uyanmak,kıvırcık saçların altından bakan,uykusunu alsa da almasa da şişen maviyeşil gözler,
güneşin alnında uzun uzun tartışmak,bir sonuca varamayıp yüzmek,
kahvaltıdaki o güzel ballar,
bir de sürekli sızlanmam kaldı aklımda...

ama en güzeli yeniden tanışmamız oldu.
merhaba bulut,ben dilan .


*en kötü dolunayımız böyle olsun

you've got a mail .

Bongul Yaprak
Hayallerinin arkadaşına çok yakınsın!
Sadece Aşk mı Yoksa Seks mi istiyorsun ? Hepsi tek adresde!
Çok özel bir gece geçirmeye hazır olun!
Size özel davet adresimizhttp://www.ankara.co.cc



PURSAKLARKütahya





*herşeyi anladım da ,pursaklar kütahya?

sohbet anı

Klestaron: " senin mutlu halini görmek istiyorum lan özledim bildiğin kedi gibi ilgiden mutlu olduğun anları pötibörler ve eticinlerden daha iyi bakıcaz biz sana o_O evet buluşcaz yakın zamanda . bi yarım saate belki çıkar batunun yanına giderim sonra da zombi öldürcez "

dedi.

moral bozukluğumu tümüyle yaymam,yaymam,yaymam.

bir de bir türlü dönememem.

bulutu özlemem çok.

bay

burak gidiyor bu akşam. şuan fethiye'nin muhtelif yerlerinde muhtelif gıdalar indiriyordur midesine heralde.
güle güle buraak.
benim de gitmeme 1 hafta kaldı resmen bildiğin net kesin .
EHE

sezyum.kom

rüyamda sezyumu gördüm.beraber film izliyoduk.
sonra çıkışta bi kafede oturuyodu ben de o kafede onu görüp yanına gitmeye çalışırken uçuyodum.
film izlediğimiz kısım güzeldi. "şayning" izliyoduk bi de..

o değil de geçen hafta kuzenimi hamile gördüm ve bugün öğrendim hamileymiş.

şimdi ben uçarım da belki
hı?

hava bugün kaç derece

efendim,millet tatil ededursun;
çalışmaya devam bizlerde.yalnız bu esnada cok korkunc bişey oldu.
evet ,burak dogramacı fethiyeye geldi,hem de gözleri kısık...
yarın kelebekler vadisine gidiciğiz sanırım..
benim için büyük burak içinse dünyanın en gereksiz değişikliği olucak .

bu arada 1 hafta falan kaldı resmen.
oley ulan.




bekle bulutto.

oh.

Alacakaranlık ve türevlerini tüketmediğim için kendimle gurur duyuyorum.

night time is the right time

gündüz sıcakta kşuşturduğum yetmiyor gibi geceleri koridorlarda çığlık atarak koşuşturur oldum.
kış gelsin ,yazı sevmiyorum.

..

"... iki kere iki dört çekilmez bir şey. iki kere iki dört, bana sorarsanız, bir küstahlıktır. iki kere iki dört ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyinin ta kendisidir. iki kere iki dördün yetkinliğine inanırım, ama en çok övülmeye değer bi şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir."




teşekkürler.

bizim köyden alice ha,vay anasını



Tim Burton Alice İn Wonderland'i film edeceğmiş, çok sevindim, yolda para bulsam bu kadar sevinmem.Umarım iyi olur ,süper olur.Zira hikaye aslan gibi kaplan gibi.Alice bacımızın bende yeri ayrıdır. CANIM BENİM.
iyi birşeyler cıkacak bekliyorum.


Bakınız bu da Johnny kardeş.
süper olacağı benzemiyor mu ? SORUYORUM?!

teardrop/sulugöz

ne zaman yemek için ısırsam,flıp diye kayıyo ama pakete takılıyo,ağzıma gelmiyo.
gösterip de vermiyo biraz biraz.

Mr.bluesky doesn't live here anymore.

yolda yürürken kaldırım taşlarını sökmeyi isteyip, kenarda duran cansız mankenlerin kafalarını yerde yuvarlamanın verdiği hazzı düşünüp rahatladığın sıralarda tam da sıcak baştırmıştır. Pis bir yazdır. Öyle bir yazdır ki ,düşlerini kurduğun sokaktan bile nefret eder hale gelir,uyku uyumazsın. tüm gün enselerine kadar sırıtabilen maymunlarla dans eder, onlara konuşmayı öğretirsin.gökyüzüne baktığında aklına sadece tuvaletinin geldiği gelir.

geceleriyse soğuk kavunu indirirken mideye, gökyüzünün ne kadar da yakın olduğunu görürsün ve ay hep ağlar.
dikkat edersen görürsün.

konuşmak bile istemezsin ki gaz çıkarmak bile büyük bir iştir,yorucudur.
depresyon mu? hayır ,hiç olmadı.


sahilde yürürken sivil maymunlar gelir ellerine mısırlarla. olmayan yerlerin olmayan yetkilerinden söz ederken sen yine tuvaletini nereye yapsam diye düşünürsün.

kusmaktan daha eğlenceli ve evet müthiş bir hazzı var.

hiçbirşeyi yapmamayı istemek en büyük erdemdir senin için. Gizliden gizliye zehirli çiçekler ekersin içine, büyüdükçe büyürler ama pencereden çıkaramazlar kafalarını.

zaten senin olmayanı başkasıyla paylaşır sonra da paylaştığının peşine düşersin.
başına buyrukluğun budur senin,ÇÖP.


Etrafta bu kadar cok kişi varken tuvaletini yapmak ne kadar zor.çıplaklık zor.aynı anda ne kadarını kapatabilirsin ki ellerinle.

arka bahçendeki uyuz kedi gibisin, tek gözü kısık,kuyruğu sonradan takılmış gibi yan yan sallanan. belki ona şevkat besleyebilirsin.


iyi uykular.

parasını veririm

Biribeniİstanbul'akaçırsın.

mr.bobby

Sometimes I dream about reality.Sometimes I feel so gone.Sometimes I dream about a wild wild world.Sometimes I feel so lonesome.Hey Bobby Marley.Sing something good to me.This world go crazyIt's an emergency.Tonight I dream about fraternity.TONIGHT I say: one day!One day my dreams will be reality.Like Bobby said to me.Hey Bobby Marley.Sing something good to me.This world go crazyIt's an emergencyHey Bobby Marley.Sing something good to me.This world go crazy.It's an emergency...Tonight I watch through my window.And I can't see no lights.Tonight I watch through my window.And I can't see no rights..



*söyleyip duruyorum istemsizce..dırımdırımdırım

315. sayfadan bildiriyorum

hmm.
burda bulunmakbende sıkı bir okuma alışkanlığı hatta bağımlılığı yarattı ,hoş, aman ne güzel ama.
bugün ders başı yapacağdım be arkadaşım.
şimdi 938493284 kere ders kaydı için aradığım öğrenci işlerini , "möröböö, ben köydömö söldöröcöktöm " diye aramaktan çekiniyorum, hatta UTANIYORUM. babam sağolsum ne diyelim.

kitaplara gelince,
ömrü hayatımda okumadığım kadar kitap okuyorum, mutluyum gururluyum, buranın bu kadar sıkıcı olması bir bakıma iyi yani. tabi sinir ve stres kısmından söz etmiyorum. O kısmı da bana sivilce, uykusuzluk ve vücudun her yanını ağrı kaplaması hali olarak geri dönmekte.

Sonunda biraz daha düzeldi şartlarım en azından gecenin 3üne kadar çalışmak durumunda kalmıyorum ama bu durum buraya olan nefretimi azalttı sanmayın.

İstanbul'u tüm sıcağı,nemi ve kalabalığıyla özledim. Yemişim tatil yerini,burdaki tüm insanlardan nefret ediyorum,hepsi uyanık olduğunu sanan bi ton gerizekalı. Turistlere birşey demiyorum takılsınlar. Bir insanın hangi noktaya kadar alçalabildiğini, ne hallere gelebildiğini ben burda görüyorum hep,canlı canlı yaşıyorum,belki de o yüzden nefret ediyorum burdan bu kadar. Herşeyi bu kadar şeffaf görmek, herşeyin gözünüze sokulması vs.

Şimdi 8 hafta sayıyorum,minik kapm tatilimiz için.
öyle bir sayıyorum ki...

1..2..3...4...5....

indirgemek

-geçen gün fabrikadayız, bi baktım emeğime yabancılaşmışım;
sonra rasim abiye baktım o da yabancılaşmış.

-Hay Allah.






*insan sıkılıyor zaman zaman.

gutenmorgen2

saat 5 oldu.
dün 2 de yattım ama yine bu saate kadar uyuyamamıştım,envai çeşit hayvan öttüğü için.
bir de bu hayvanlar garip garip bağırdı mı bende "deprem mi olucak ki acaba" korkusu bir salık veriyo kendini,sonra uyu uyuyabilirsen..

şimdi uykum kaçtı ama.
umarım yaz okuluna gitmeyi başarabilirim, 3 ayımı fethiye'de heba etmek istemiyorum, her yaz yaptığım gibi. bu kadar uğraşıp da her sene daha beter bir duruma sürüklenmemizden bıktım,sonuç değişmedikçe bizim için hiçbirşey değişmeyecek. Tüm sıkıntılarımız devasa bir şekilde büyüyerek yollarına devam edecekler ve ben bilmem kaç yaşıma geldiğimde hala arzu ettiğimi yapamıyor olacağım, gerek maddi gerek manevi nedenlerden dolayı.

al,çizdim işte haritayı.
uyu da görelim şimdi.
dümbük.

vınn.hoppa


give me the word,that tell me nothing


cızzt bızzt

burak ve berk'in öylesine girdikleri bambide sadece 5 dakikalığına yemek yemeye giren batuyla karşılaşmaları; üzerine bizim eve dönmeden önce durak büfenin kapanıyo gibi yapması nedeniyle "eh hadi bari girelim" diye girdiğimiz bambi de bu insanlarla karşılaşmamız ve karşılaşmadan 10 dakika önce bulutun "hadi burakları arayalım demesi", eve dönerken de ahmetle karşılaşmamız .


cok korkunç.

tonight will be fine.

eh .
ittire kaktıra bu seneyi de bitirmiş bulundum.

Yalnız,
sabah saati kurduğum halde finale geç kalarak efsanevi atlayışlarda bulundum.
metrobüse binerken dünyanın en azman teyzesi kesildim, bütün sene içimde tuttuklarımı o günkü metrobüs yolcularına kustum, tüm yolcuların hırsını onlardan çıkarttım.azarladım,söylendim .oh

sonra; finalimle ilgili konuşmak istemiyorum,paralel evrende cmn hocalarıyla çeşitli eylemlerde bulunacağız. şimdilik bu konuyu geçelim.

Kaan sezyumu bugün kaldırımda hımhım yürürken gördüm, arabadaydım,camı açıp diye anıracaktım ancak cam açılmadı. ben de camdan sırıttım ama görmedi.çok üzüldüm. ühü.ayrıca neden ben bu adamı gördüm ki bugün ?!

bugün neden saat çalmadı bi de? ona da cok takıldım, sınav esnasında da takıldım ona cok.
allah allah dedim keske saat calsaymıs,niye calmadı ki hınzır şey dedim.




evrithinksgonabiolrayt. (reggae nin verdiği dayanılmaz hafiflik)


not:çünkü uyuyacağım.fütursuzca.

the love of mine

bugün güzel başlamasına rağmen yine agzıma sıcmayı basardı.
tebrik ediyorum kendsiini.
ama cmn finalinden umutluyum,kayıt yine rezalet gitti,olmadı,olmuyor,sürekli bir terslik bir vakit yetmezliği ,delirium.

,
reggae insanlığın tek umududur tek kurtarıcısıdır.şu an odama tıkılmış olmama ragmen mutlu olabiliyorsam,başka biryerde hissediyor,huzur duyuyorsam tek sorumlusu bu müziktir.
sizi de dinledikçe mutlu etmiyor mu?
sıcak iklime çekiyo sanki..
oh .

dennis brown-This love of mine. (hissedin)
oh yes.

ekmeğinizi yerim

o değil de sabahtan gayrı bir ödeve başladım.
ve hala bitmedi
durup durup ara veriyorum
ben össye de böyle hazırlandım ,herkes girimiciksin dedi
noldu?
beleş okuduğum yetmiyormuş gibi kantininden de beleş yiyorum
-birnevi-

karşılaştırmalı edebiyat okunmamalı.

Ozan Inuluen <>:
tiyatro çalışıyorum
metinde 2 erkek 2 kız var
*suzanne -:
ee
Ozan Inuluen <>:
3 erkek 3 kız olsa anafikire üçümüze üçümüz bayram etsin çükümüz yazıcam
ama böyle olunca ne dicem...
ikimize ikimiz bayram etsin çikimiz
aa pipimiz var
ikimize ikimiz bayram etsin pipimiz yazarsam özetliyorum tüm metni
*suzanne -:
AHAHAHAHA
pipimiz olsun
Ozan Inuluen <>:
cidden özetliyorum işin korkunç yanı...
*suzanne -:
AHAHAHAHAHAHA
AY GEBERDİM




*burak da böyle bir insan.

panik yok

Hastalığımın da vermiş olduğu uyuşuklukla bugün yine hiçbirşey yapmama eyleminde bulundum.
bütün gün yatakta uyuklamak, insanı depresyona sürüklüyor.hem de hava bu kadar güzelken.
o kadar halsizdim ki, dışarı cıkmak istedim deli gibi, cıkamadım.kalkıp ögle yemegi bile yiyemedim.

ühü.

domuz gribiyim.

2 gündür önce boğazımın ağrıması ile başlayan "grip" olmadığını idda ettiğim hastalık, yavaş yavaş kendini halsizlik,burun akıntısı, hayvani baş ağrıları gibi etkilere bırakmaya başladı. Hayır bir de şu an idda ediyorum şişli-kozyatağı ve çevresinde en kalın giyinen insan benim, o panço üzerimde paralandı,inatla çok sevdiğimden çıkartmıyorum hemi de rüzgar bi dengesiz,hasta olurum diye korkumdan çıkartmıyorum.pıt.= HASTAYIM.
baktım internetten,normal grip gibi başlıyomuş.
artık kendime domuz gribi teşhisini kesin olarak koydum,yarın evin karşısındaki acile gidip ben domuz gribimiyim abiler ablalar dicem.
korkuyorum.
çok pisipisine bi ölüm,birinin iğrenç tükürüğü lıp diye üzerine yapışıyo ya da kişinin kendisi seni elliyo, yanında tıksırıyo bişey yapıyo, sen de ölüyosun
yek yea?!



**bir de o baş ağrısı yok mu hele hele yar yar.




***bu arada ŞAGAAA. daha emin değilim ne olduğumdan.

undefined hippy





































hoşgeldin

Bu sene tutturdum gidecem diye, senelerdir duyuyorum ne kadar güzel geçtiğini, bir sürü şey işittim hakkında.Dedim gidecem ben buna arkadaş.Neyse okula gittim ,baya da yorgundum,eve dönerken horlaya horlaya uyudum metrobüste.Yani eve geldim,gidecek mecalim kalmamıştı,tüm isteğim kırıldı.Eve geldim.Baktım hava da bozmadı,çok yağmur yağmicak gibi.Hava durumu sağnak yağış demişti çünkü.Yemek yedim,biraz oturdum ettim.Baktım hava hala cillop gibi,saat de 6ya geliyo.Hemen giyindim,birkaç kişiyi aradım kimseler gelmedi .Bulut da önce gelicem dedin sonra gelmicem dedi ,karar veremedi her zamanki gibi.Neyse ben sinirlendim çıktım yola.Hemen otobüse bindim,ordan vapura koştum,yarım saat akbil sırası bekledikten sonra.Vapur zaten maşallah,herkes hıdrellez yolcusuyuz biz şipididip dipdip şeklinde oturuyodu.Bi ödevim için yolculardan biriyle röportaj yapmam gerekiyodu.Herkes de arkadaş grubu yanaşamadım kimseye,zaten en gıcık olduğum şey ,anketçi gibi.Çok antipatik.Neyse en üst kata çıktım, 2 kız vardı ,onları kestirdim gözüme.Hemen yavşak yavşak oturdum yanlarına:"merabaağ ağy sizdeğn bi'şey rica edebilirmiyiğğm"diye söze girdim.neyse röportaj yaptım,konuştuk ettik,pek ısınamadılar bana ben de ısınamadım.Halbuki dost olabilir,mutlu kırlarda koşabilirdik.Kendisi bilir arkadasım.Ödevim bitmişti huzurluydum.Atladım vapuradn dooğru sultanahmete oradan da ahırkapıya.Amanın ne şenlik ne cümbüş,ilk saatler adeta Woodstock alanı olan bu yer ,daha sonra kalabalığın getirdiği çeşitlilikle de yerini buldu.Kimseleri bulamadım bi süre ,aylak aylak gezdim.Sonra okuldan birilerini aradım,oturduk,birşeyler içtik ama onlar coktan baya iyilerdi.Ben de onları izleyip eğlendim bi süre.Malum çiş ve içecek-yiyecek sırası burada da muazzamdı.Benzinciye gittik 2-3 bira alacaz diye.Orası da SSK'yı aratmayacak cinstendi.Bu yoğunluğa ve muhtaçlığa rağmen adam biraları normal fiyattan satıyodu kendisini takdir ettim.AFERİN dedim.Önümüzdeki kadın yıllardır orada olacak ki "ay yitir artık" diyerek öfkeyle elindeki kek ve kolayı bırakıp usulca çıktı.Ah be ablacım ,onca yolu kek ve kola için mi gelip o kadar bekledin demeden geçemedim.
neyse içeceklerimizi de aldık,geri döndük.Millet yığılıp kaldı tabi.Ben de dilek ağacına birşeyler karaladım,milletin dileklerini okudum.İnsanlar kafayı yemiş sanırsam.
Dijital dilekte bulundum,tutmadı.Zaten teknoloji beni sevmiyür.Bknz:Dandik bir power point sunumunu 40 dakikada anca yapabilmem.
Daha sonra ,arkadaşlarım çimde yuvarlanır kıvama geldiğinde ben de yavaş yavaş aptalca gülümseyip bağırmaya başlamıştım.Bulut aradı,onu kapıdan aldım.Onunla birlikte sahneye gittik, ben orda dilediğimce göbek attım,insanlar beraber dans etti,erkekli kadınlı göbek attık,kimse birbirini tanımıyordu.Hayatımda hiç bu kadar huzur dolduğumu ve eğlendiğimi hatırlamıyorum.Her köşede ayrı çalgıcı grup vardı,hepsinde tek tek duraklayıp,"biraz da şurda göbek atayım"mantığıyla geceyi bitirdim.Bir ara havaifişekler uçuşmaya başladı.Sonra biraz daha gezinip,ter kokuma tahammül edemeyene kadar dans ettim.


.Eve doğru yürürken iyi ki dedim,k.çımı kaldırıp gitmişim, iyi ki bulutu da sürüklemişim yanımda.


Güzel bir geceydi.
Bahara teşekkür ederim.Hoşgeldin.

guten morgen efeğm









sabah mı oluyor ne?

6 olmuş saat daha da uyunmaz.evet. böyle cin olurum sabahları, uyumadığım takdirde tabi.


birşeyler okurken sabah oluyür.
































sıcak yatak.

adı ne ki bunun?


bu da son TK dersinde sıkıntımın örneği.
adı yok.
baay.


nasıl?

  • Bazen gerçekten hiçbirşeye sahip olmak istemiyorum.paradan nefret ediyorum, para kazanmak için uğraşan insanlara ,aileme dahil bazen acıyorum.
  • Oturup insanların sizin haftalıgınızla öglen yemeginde ne yediğini dinlemek.
  • o insanlara öfkelenip sonra da vazgecmek.
  • Bu öyle bir durum ki bazen hepsinden nefret ediyorsunuz ve bu hiç sağlıklı değil.
  • Ya da nefret ettiriliyor olmanızdan nefret etmeniz daha sağlıklı?
  • Bilmiyorum.toplu halde yaşamak zor, topluluk, bir toplum olmak.
  • hem de şimdi tam şu an. Topluluğun dişlerinin arasında yaşamak.
  • mutsuzluk verici.
  • Değişme umuduyla...

1 mayıs


kutlu olsun..

yapmak lazım böyle şeyler.

bugün en güzel günlerimden birini geçirdimmm. gerçekten iyiydi.
öncelikle sıkıcı bir okul başlangıcıyla giriş yaptım güne, zar zor yataktan kalkıp koştur koştur metrobüs ,ordan okul, oradan deniz hoca ve hedeleri. sonrasında buena vista için kıpırdanmalar ,heyecanlanmalar, daha gitmeden almışım kokuyu , gerçi bu kadar eğlenecegimi hiç düşünmedim ,müthişti.

konsere geçmeden önce yine beni (saçma gelebilir tabi ben de böyle kücük sapıklıklardan hoşlanan bir insanım) mutlu kılan başka birşeyden bahsedicim.
hani benim insanları dinleme, gözlemleme tutkum vardı ya ; işte bu tutku kendini onları 'takip etme tutkusu'na bıraktı.Bugun istemeden metroda bi adamla göz göze geldim ve o an dedim ki: ben bu adamı biliyorum, hatırlamadım , belki de gercekten hayatım boyunca görmedim , ama gördüm.. metrodan indik ,merdivenleri tırmandım ,önüne geçtim. sonra taksim meydan ısıklarına geldik, ben istiklale dalıyordum ki arkamı hafifçe döndugumde adamın diger yöne gittigini gördüm. Sonra dedim ki , ben bu adamı takip ederim. Basit bişey , nedeni yok. bariz bi şekilde takip ettim , adam önumdeydi ,biraz daha dikkat etse anlicak takip ettigimi ki benim amacım bu.Neden takip ettigimi merak etsin ya da kimbilir belki de panik olsun istedim.Ya da belki aramızda ilginc bi diyalog yakalayabilirdim.Bence süper olabilirdi .bilmıyorum fazla filmlerle yasıyorum belki de , cok gercek gelmıyor olabilir, ama böyle . takip ettim de ettim ,yürüdüm de yürüdüm saksafonlu abimizin arkasından.hafif bir tom waitslikte vardı hani.öhm .neyse.abi daldı mı bi apartmanın içine. ben tabi sokaga giremedim ,devam ettim. sonra salak gibi geri gelip sokaga girdim , 5 dk sokagın içinde döndüm durdum ,sanki adam hemen cıkıcak ,saklandı oraya ,benim gibi işi gücü yok insanları takip ediyo.
neyse gelmedi de gelmedi.
bende eeh dedim uzaklaştım aynen taksim akm'ye,burak coktan santralden cıkıp gelmiş,yemek yemek için beni beklıyodu(evet,bunların hepsini buragın gelmesine daha 1,5 saat kaldıgı için yaptım). hemen bişeyler atıştırdık .shuttle a sıgmadıgımızdan taksiye atladık,bizle beraber tanımadıgımız 2 kızı aldık,sonra onlarla tanıstık boğaziçililermiş, ilk defa geliyorlarmıs okula, sohbet muhabbet,okulun çimenlerine yayıldıgımızda güneş hafif hafif kaybolmuş,soğuk ufaktan yayılmaya baslamıstı, önce sıcak birşeyler içtik , sevgili bubu geldi çantasında biralarıyla, konser alanına ne sokulmicaksa soktuk;bira, fotograf makinası,yemek vs. bi güzel biraları da yuvarladık.liseden arkadaslarımı gördüm,konuştuk falan.
bu arada biletler ayakta oldugundan bayaaa bi arkadaydık.neyse konser başladı, tanıstıgmız kızlar gitti, biletleri beleşmiş, avcılarda oturuyolarmıs ,yalandan 2 sarkı dinleyip gittiler,dönmeleri zor oluyo diye,sonraaaaaaaaaa
arkadan gelen cılız sese dayanamayarak öne geçelim dedim,bariyerlerin sahneye yakın kısımlarına paralel çim alana serildik ki başladı buena öttürmeye, biz de başladık dansetmeye,herkes ufacık kıpırdandı önce 2-3 sarkı sonra etrafta salsa fırtınası dönmeye basladı.bubu pek dansetmedi sevmıyo sanırım, burak da ööyle sabit durunca, ben de sınıftakilere bulmaya gittim eşyalarımı bırakıp.Ben yıllardır dansetmemişcesine dansettim(bu arada çiş yapılması için konulan kucuk klubelerin önunde yıllarca çiş yapmamışcasına bekleyen insanlar vardı ,o kuyruk halk ekmek kuyrugundan da uzundu ki konser sonuna kadar da dagılmadı). kendimden gectim .tam 2 saat boyunca durmaksızın dansettim.o kadar rahatladım ki aylardır üstümdeki yük buymuş.tam hızlandık havaya girdik derken amcalar konseri bitirmesin mi. neyse tuttuk bi daha cagırdık. geldiler . bir dos gardenias girdiler sagolsunlar. ooh lokum gibi dinledik,onda da dansettim agır agır ,ben ki asla bu kadar dans eden biri degildim,hiç olmadım. ama duramıyosunuz,olmuyo.ben gidecem bilader ispanyaya mıı kübaya mı artık hangisine gidebilirsem, o kadar!
çok güzeldi. baya güzeldi.
işin en komik yani bütün gece dans ederken dedim ki ya illa ki biri gelir benimle dans eder ,iki gıdım ölür müsünüz ? yok!
bir allahın kulu gelmedi butun gece dans ettim.tam konser bitti,elemanları cagırdık bi daha geldiler son sarkıyı caldılar ,sarkı sonlanmak uzereyken kafası güzel , şebek tipli bi arkadas yanastı , dansedelim miiğğğğ diye.
ben de dans edicek insan arıyorum , kübalı olmuşum artık orda zaten .
çat şarkı bitmesin mi. hey elleh.
neyse cocuk elimden tuttu :'ama böyle dans edelim' dedi
, basladı ispanyolca sarkılar düzmeye , o söylüyo ben dans edıyorum (beraber dans edıyoruz aslen) neyse böyle bi 2o saniye dansettik ,gelip gecenler sarhos muamelesi yaptı tabi.sonra bitirdik. bana kalabalık bi grupla gelip gelmediğimi sordu ben de 3 kişiyiz dedim. sonra bulutu gördum , ben yarriba yarriba diye dans ederken sahnenin önune gecip en önden izlemişler burakla.Sonra cocuk bulutlarla gitme planları yaparken tekrar geldi, nereye gidicegimizi sordu. yollarımız uyusmayınca ayrıldık.kendisi asılmadı da etmedi de ,rahatsız olmadım en azından. güzel bir 20 saniyeydi :)keşke daha önce gelseymiş , eğlenirdik kanımca.
son trompetleri duyduktan sonra amcalar sahneden indi.biz de eve koyulduk.
ve şimdi yatagıma büyük bir hafiflikle yayılıp ,ter kokumun ve tatlı yorgunluğumun verdiği uyuşuklukla mükemmel bir uyku çekecem.
adios !

anne ben kübaya taşınıyorum.

hehe
salı da gelip çatacak az kaldı
yarın degil ondan sonraki gün
yatçaz kalkcaz yatcaz kalkcaz
ta taa!
buena vista!!
tam da konsere gitmeliyim dediğim esnada.bir de 20 liraya bilet bulmuşken gitmemek aptallık olur. santralin o hoş geniş çimenli, huzurlu ortamında yayıla yayıla buena vista dinlemek..
sonunda oh ! . şu biletleri bir alayım tek tek yalıyacam .
oley be

kavanoz iyidir.

ben asla orada olamadım,olmadım,olamayacağım.

hırs da değil bu.
insanların üzerimde yarattığı birşey ve karşı koyamıyorum.
bundan dolayı mutsuz oluyorum
o zaman ben neden bu insanlarla yaşıyorum?
sosyal güdü zararlı birşeydir.
bildireyim.


kavanoz iyidir.

hepimiz öldük.

bugun resimlere bakarken düşündüm de ben pek birşey hatırlamıyorum küçüklüğümle ilgili.
düşününce hiçbirşey ifade etmiyo, oynadıgım oyuncakları bile ancak görunce hatırlayabiliyorum ki ben görsel hafızası süper oldguunu idda eden bir insanım,aslında cogu zaman da öyledir, de neyse.

o zaman sanki bir yavaşlık vardı hayatımda. böyle uzun bir yola jöle dökmüşler de bende o jölenin içerisinde minicik ayaklarımla ilerlemeye calısıyomusum gibi.

sonra birden muslugun o 'düüüüllülülülüp' sesiyle jöle akıp gidivermiş, ben de böyle dana kadar olmuşum.biri de o esnada elime fotograf albümü tutuşturmuş , sonradan bakıp hatırlayabileyim diye.
o kadar cok isterdim ki , bir sürü şey hatırlayayım.

şimdi herşey hızlandı. insanlar hızlandı, konuşmaları ,istekleri ,istediklerini elde etme süreleri hızlandı. uyumak hızlandı ,uyanmak. pazar günleri hızlandı. kışlar hızlandı, hemen bahar geliverdi, koştura koştura. yazlık kıyafetler hızlandı. otobüsler,trenler ,uçaklar, agzımdan cıkan kelimeler hızlandı.

işte bu yüzden ölüme karşı duydugum korku arttı. bazen sürekli ölecekmiş hissine kapılıp uyuyamıyorum. herşeyin bu kadar hızlı olması ,geçiciliği, beni sürekli ' ben neden uğraşıyorum ki o zaman?' diye düşündürüyo.yediğim kek bile anlamsız geliyo,sanki 3 saniye sonra ölücekmişim gibi. ben öldükten sonra o güzelim çikolatalı kekin benim için anlamı ne olucak?
yapamadıklarım, yiyemediklerim,sevemediklerim.hepsi yok olucak benim için.
ben de onlar için yok olacağım.
ve en pis şey de nereye gideceğimi bilmiyor olmam.
bir yere gideceğim bile meçhul.
çok korkunc degil mi sizce de ?

bana yumurta pişirin!

uyumak istemiyorum.
uyudukça birşeyler kaçırıyormuşum gibi geliyor.
birşeyler ters gidiyor .sürekli. hiçbirşeye dur diyemiyorum.
herşey mutsuzluk doğuruyor.
baharı sevmiyorum.geçeceğini biliyorum ama tekrar geleceğini de.
mutsuzluğu aslında ben doğuruyorum.

aylarca uyusak.reçel kavanozunun dibinde.

bobiler seçmece









şimdilik bu kadar. içimden geliyore.bu 3ü fevorim.bakıp bakıp gülüyore.göremediklerinize dıhlarsanız açılıyore.bobiler içerdiği için böyle konuşuyore.

baaay. hav hav

Bir Takım Şeyler






İşte böyle bir cumartesimiz oldu bizim.
güzeldi .






kader kısmet bunlar hep.tabi

bilgisayarım geldi amanın da amanın.cillop gibi,tatlı şeker gibi, balllı gaymak gibi,profiterollü pasta gibi .nasıl bir canla başla çalışıyo .canım benim. hımını. adını koyucam ben bu aletin yok artık.erkek olması kararını aldım ama isim netleştiremedim.bakalım kader kısmet. elleh.

hayatımda ilk defa bu kadar 'evden çıkmama isteği 'taşıyorum. çıktığımda da erkek arkadasıma gidiyorum.tavla oynuyoruz. çok fantastik günler yaşıyorum.
okula nerdeyse gitmıyorum.böyle bi rahatlık böyle bi laçkalık .

birşeyler keşfettim ama paylaşmicam.gidin siz de keşfedin canım.

kaan sezyuma derin saygı ve sevgi besliyorum.evde de beslemek istiyorum bilmem kabul eder mi?

sanırım bir parça daha iyi oluyo herşey.iyileşiyo mu ne? dışarı çıktığımda insanları izleyip dublaj yapmayı sürdürüyorum.rutin haline geldi artık. çok fantastik teyzeler yarattım kafamda.ne teyzeler vardı zaten orada yoktular.hey gidi.bugun bi tanesinin nefesini hissettim ensemde.korktum. adımı yaşımı sorup beni çepeçevre sarıp darboğaza saplicak,kendi oğullarından kızlarından onların oğullarından kızlarından,bel ağrılarından,uyku saatlerinden,ilaçlarından bahsedicek diye ödüm koptu.hızlıca uzaklaştım.bişey de olmadı.kader kısmet bunlar hep.

BU KADER KISMET LAFINI DA ZİKREDİP BANA ALIŞTIRAN CANI BURDAN ÖPÜYORUM.

geldim gittim

teknoloji den nefret ettiğini her defasında bu kadar dile getirip ona bu kadar muhtaç olduğunu farkeden bir insan olarak tarifsiz kederler içerisindeyim.aynı hafta içinde tüm teknolojik aletlerim- ben de dahil- bozuldu. MUTSUZUM.

hastayım işte aynı zamanda.burnum tıkalı mavi küçük yaratıkların istilasına uğradım.
hastalık öncesi bir ergen moduna girdim ki elleh kurtarsın.
mp3üm bozulunca yeni birçok uğraş edindim kendime.önce huysuzlaştım zira mp3süz ben bir hiçtim.bunu kabullenmiştim,hala da acı çekiyorum ara ara amaaa..
yol uzun.sıkılmamak için dışarıyı izleyeyim dedim, yok olmadı,sıkıldım.
istanbulu'u seviyorum yanlış anlaşılmasın ama bu ayrı birşey bence.
insanları öteden beri izlemeyi çok severim manzaradan ziyade.
işte bu izlemek mevzusu saplantı haline geldi.tüm yolculuklarım (vapur otobüs minibüs vs) esnasında insanları izliyorum,kaç yaşında olduklarını ya da nereye gittiklerini tahmin etmeye çalışıyorum,nasıl biri olduklarını. neden kırmızı ceket giymekte olduklarını falan.

insanın bazen nefret etmesi ,sıkılması ya da yoksun olması gerekiyo işte.

dün yine yanlış durakta indim metroda.ulan zaten mecidiyeköyden 3 durak var anasını satıyim nasıl yanlış inilir ki?

bu arada metrobüse bugun bindim ve tum hayallerim yıkıldı. bir kez daha vapura olan aşkım kabardı.vapur bi denedir.binersin kalabalıkta yer varsa yarı acıga gecersin yoksa en arkaya gider yere oturursun kıç kısmına. ufak ufak eser böyle .çok soguksa bi çay alırsın. teyzelere sinir olursun .arada iki sallanır. en müthişi de insanları seyredersin.
bu seyretme işini bi düşünün. İMECIN OL DI PİPIL.
her sabah yapıyorum bunu oley!bence bunun bana büyük bi katkısı var ,ne bilmiyorum ama katıyo birşeyler.

ve.
şimdi bir parça çikolata yiyip, kendine gelme ,silkinme vaktidir.biraz da düşünme ve uyuma.
ne demiş ten years after:i'm coming on.



little fake rabbit

küçük tavşan bıyıklarını kıpırdatıp yoluna devam etmiş.hedefine dogru ilerlediğinden eminmiş.derin beyaz tüğlerle kaplı derisinin altında basit bir mekanizmayla calısan bir organizmaya sahipmiş.ya da sadece o bundan eminmiş.
ancak minik tavşanın dünya uzerinde turuncu sulu bir havuçtan başka amaçları varmış.kendisi ne kadar basitse dünya üzerindeki herşey o kadar önemli ve gerekliymiş onun için.
şehre inmiş küçük tavşan.kendine şu cepte taşınan havalı saatlerden almak istemiş.şehirde yaşayan gereksiz biçimde büyük ve patileri üzerinde haraket eden yaratıkların yazdığı bir kitapta görmüş o saati.belki bir saat de onun hayatını kurtarabilir,onu sürekli havuç kemirip zıplamaktan kurtarır diye düşünmüş.
sürekli girebileceği küçük kapılar aramış,belki başka bir dünyaya çıkar,başka yaratıklarla tanışıp onlarla huzur içinde yaşayabilir diye.aranıp durmuş hep.sonunda ayakta yürür-patililerin yalancı oldukları kararına varmış.derin bir nefes alıp şehre şöyle bir bakmış:zaten yalan söylememiş olsalardı,hala böyle bir yerde mı yaşıyor olurlardı?

tavşan bıyık(cık)ları altından gülümsemiş. (bu deyimi de o kitaplardan öğrenmiş)

I'll come back stronger than a powered up Pac-Man

bazen gerçekten, tamamiyle geride kalanları toparlamak,tekrar oraya dönmek istiyorum.
geride bıraktığım yerler,insanlar.
insanlar..evet.
benim için insan ve mekan birdir.bir mekanı (bahçe,ev,tuvalet herneyse) insanla varediyorum,belki de zihnime mekanlarla kodluyorum insanları, ya da insanları mekanlarla kodluyorum.
bu çok acı verebilen bişey ki bazen evinizden,odanızdan aylarca cıkmama isteği doğuruyor.
oysa isterdim ki tüm o insanları öldürmek yerine( unutmanın tek yolu bu benim için) ,mekanları yok edeyim .mekanları neden yok edeyim ki?
o halde insanları serbest bırakayım.mekanları da..ayırayım onları.
bunu yapamadığım için şimdi böyle herşey.ne kadar mutlu olursam olayım hep aklımda mekanlar,uykular,rüyalar ve yemekler var.
unutmalımıyım bilmiyorum.ben hiçbirşeyi unutmak istemıyorum.yaşadığım herşey değerli iyisiyle kötüsüyle.yaşadıklarım benim ' hayatım'.unutmadıkça kurduğunuz yeni şeyleri saklamak onları dengede tutmak zor oluyor,kurduğunuz dengeleri bozan başka dengeler oluyor hep.
aslında dengeleri tam kurduğum da söylenemez ya...işte ana problem bu.benim dengeleri neden kuramadığım.
insanların bana bu kadar hükmediyor olması.ailemden söz etmiyorum kesinlikle.herkes.bütün insanlar.
tabi devreye başkasının hayatı girince o noktada birşey diyemiyorsunuz.ve ne denge kalıyor ne de denge kuracak kafa.
şimdi hala biryerlerden geçerken burada bunu içmiştik diyorum,şurada da bunu yemiştik.başka insanlarla gitseniz bile hep aynı insan oluyor aslında orada.bir koku oluyor ya da bir ses.hah diyorsunuz,bunu o söylemişti.her insan ayrı bir yaşam,ayrı anılar veriyor size.aynı zamanda da ayrı bir acı.




tık tık.


mırıldayarak uyumanı seviyorum.Sinirlenince kollarını savurmanı,gözlerinin büyümesini seviyorum. saclarına yumulmayı seviyorum.hep aynı yagmurun altında ıslanmayı seviyorum.bordo pijamalarını seviyorum.odandaki masmavi duvarları seviyorum.küçükken yazdıklarını ve onları saklamış olmanı seviyorum.küçük halini seviyorum.saatlerce yemek yemeni seviyorum.hep geç kalmanı seviyorum.kırmızı güneş gözlüklerini seviyorum.değer vermeni seviyorum.sadece sen olmanı seviyorum.çekinmeni seviyorum.saçmalamanı seviyorum.yaptığını beğenmeyişini seviyorum.kocaman harfli yazını seviyorum. burnunu seviyorum.sokakta boş boş gezmemizi seviyorum.kar yağarken uzanıp müzik dinlemeyi seviyorum.bana verdiklerini ve vereceklerini seviyorum.seninle şarkı söylemeyi seviyorum.köprücük kemiğini seviyorum.uykulu şiş gözlerini seviyorum.yaptığın tostları seviyorum.küçük kağıtlara aldığın notları seviyorum.unutmaktan korkmanı seviyorum.gökkuşağını seviyorum.
.sanırım ben seni de seviyorum.

1 den sonra 2

uykuda uyanıyorum coğu kez,şöyle ki:uykudayım ama uyanığım.sesleri duyuyorum ancak kıpırdayamıyorum.bir süre sonra sesler de rüyada yerlerini bulmaya başlıyor.bazen eğlenceli olan bu hadise çoğu zaman kafamı karıştırıyor, beni huzursuz ediyor.

zaten oldukça bilek metal kafasında rüyalar gören bir insan olarak,rüyalarımdan yeterince şikayetçiydim.bu uyanma da yeni moda oldu.

Ben tüm rüyalarımda ölürüm(evet).biri beni yaralar ve genelde bu yaralanmaları hissederim.nedense ölmem benim hatam olmaz hep de (mesela bi apartmanın tepesinden atlamam ya da ayağım kayıp düşmem,pat diye yol atlamam) biri gelir beni silahla abuk subuk yerlerimden vurur.misal el,kulak vb. sonra efendim başka bi amcamız gelir boğazımı keser.

ve en kötüsü nedir bilir misiniz?bunları ben her saniyesiyle hissederim.tüm acıyı.yani uykuda kolunuz altınızda kalır onun etkisiyle rüyada buna benzer birşey yaşarsınız ya(kolun acısını gösterecek şeyler yani),bu böyle değil. bunda akan kandan tutun o kesiğin yakmasına kadar hissediyorsunuz ve bu bazen cok daha sinir bozucu olabiliyor.zira göreceklerinizi siz belirleyemiyorsunuz.istemediğiniz ve görmediğniz mekanlarda istemediğiniz şeyler yaşıyorsunuz.

rüyalar adil değil.

ve evet doktora gitmeyi düşünmüyorum.çünkü ne kadar şikayet etsem de,rüyalarımda hissettiğim şeyler aslında gerçekte ölürken hissedeceğim şeyler(mi desem) ve ben bunları ölmeden sadece bir kaç saniyeliğine hissedebiliyorum.belki gerçekte bir silahla vurularak ölmek benim hissettiğim gibi degil bilinçaltımda böyle bir his yaratmış da olabilirm.karışık şeyler bunlar.garip bir şekilde de hoşuma gidiyor.

neyse. iyi uykular herkese (:

voyeurists

Blog Archive