gündüz sıcakta kşuşturduğum yetmiyor gibi geceleri koridorlarda çığlık atarak koşuşturur oldum.
kış gelsin ,yazı sevmiyorum.
Suzanne takes you down to her river
night time is the right time
Gönderen suzanne* 24 Temmuz 2009 Cuma zaman: 09:34
..
"... iki kere iki dört çekilmez bir şey. iki kere iki dört, bana sorarsanız, bir küstahlıktır. iki kere iki dört ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyinin ta kendisidir. iki kere iki dördün yetkinliğine inanırım, ama en çok övülmeye değer bi şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir."
teşekkürler.
Gönderen suzanne* 23 Temmuz 2009 Perşembe zaman: 06:15
bizim köyden alice ha,vay anasını


Gönderen suzanne* zaman: 06:09
teardrop/sulugöz
ne zaman yemek için ısırsam,flıp diye kayıyo ama pakete takılıyo,ağzıma gelmiyo.
gösterip de vermiyo biraz biraz.
Gönderen suzanne* 18 Temmuz 2009 Cumartesi zaman: 08:27
Mr.bluesky doesn't live here anymore.
yolda yürürken kaldırım taşlarını sökmeyi isteyip, kenarda duran cansız mankenlerin kafalarını yerde yuvarlamanın verdiği hazzı düşünüp rahatladığın sıralarda tam da sıcak baştırmıştır. Pis bir yazdır. Öyle bir yazdır ki ,düşlerini kurduğun sokaktan bile nefret eder hale gelir,uyku uyumazsın. tüm gün enselerine kadar sırıtabilen maymunlarla dans eder, onlara konuşmayı öğretirsin.gökyüzüne baktığında aklına sadece tuvaletinin geldiği gelir.
geceleriyse soğuk kavunu indirirken mideye, gökyüzünün ne kadar da yakın olduğunu görürsün ve ay hep ağlar.
dikkat edersen görürsün.
konuşmak bile istemezsin ki gaz çıkarmak bile büyük bir iştir,yorucudur.
depresyon mu? hayır ,hiç olmadı.
sahilde yürürken sivil maymunlar gelir ellerine mısırlarla. olmayan yerlerin olmayan yetkilerinden söz ederken sen yine tuvaletini nereye yapsam diye düşünürsün.
kusmaktan daha eğlenceli ve evet müthiş bir hazzı var.
hiçbirşeyi yapmamayı istemek en büyük erdemdir senin için. Gizliden gizliye zehirli çiçekler ekersin içine, büyüdükçe büyürler ama pencereden çıkaramazlar kafalarını.
zaten senin olmayanı başkasıyla paylaşır sonra da paylaştığının peşine düşersin.
başına buyrukluğun budur senin,ÇÖP.
Etrafta bu kadar cok kişi varken tuvaletini yapmak ne kadar zor.çıplaklık zor.aynı anda ne kadarını kapatabilirsin ki ellerinle.
arka bahçendeki uyuz kedi gibisin, tek gözü kısık,kuyruğu sonradan takılmış gibi yan yan sallanan. belki ona şevkat besleyebilirsin.
iyi uykular.
Gönderen suzanne* zaman: 08:08
mr.bobby
Sometimes I dream about reality.Sometimes I feel so gone.Sometimes I dream about a wild wild world.Sometimes I feel so lonesome.Hey Bobby Marley.Sing something good to me.This world go crazyIt's an emergency.Tonight I dream about fraternity.TONIGHT I say: one day!One day my dreams will be reality.Like Bobby said to me.Hey Bobby Marley.Sing something good to me.This world go crazyIt's an emergencyHey Bobby Marley.Sing something good to me.This world go crazy.It's an emergency...Tonight I watch through my window.And I can't see no lights.Tonight I watch through my window.And I can't see no rights..
*söyleyip duruyorum istemsizce..dırımdırımdırım
Gönderen suzanne* 7 Temmuz 2009 Salı zaman: 06:45
315. sayfadan bildiriyorum
hmm.
burda bulunmakbende sıkı bir okuma alışkanlığı hatta bağımlılığı yarattı ,hoş, aman ne güzel ama.
bugün ders başı yapacağdım be arkadaşım.
şimdi 938493284 kere ders kaydı için aradığım öğrenci işlerini , "möröböö, ben köydömö söldöröcöktöm " diye aramaktan çekiniyorum, hatta UTANIYORUM. babam sağolsum ne diyelim.
kitaplara gelince,
ömrü hayatımda okumadığım kadar kitap okuyorum, mutluyum gururluyum, buranın bu kadar sıkıcı olması bir bakıma iyi yani. tabi sinir ve stres kısmından söz etmiyorum. O kısmı da bana sivilce, uykusuzluk ve vücudun her yanını ağrı kaplaması hali olarak geri dönmekte.
Sonunda biraz daha düzeldi şartlarım en azından gecenin 3üne kadar çalışmak durumunda kalmıyorum ama bu durum buraya olan nefretimi azalttı sanmayın.
İstanbul'u tüm sıcağı,nemi ve kalabalığıyla özledim. Yemişim tatil yerini,burdaki tüm insanlardan nefret ediyorum,hepsi uyanık olduğunu sanan bi ton gerizekalı. Turistlere birşey demiyorum takılsınlar. Bir insanın hangi noktaya kadar alçalabildiğini, ne hallere gelebildiğini ben burda görüyorum hep,canlı canlı yaşıyorum,belki de o yüzden nefret ediyorum burdan bu kadar. Herşeyi bu kadar şeffaf görmek, herşeyin gözünüze sokulması vs.
Şimdi 8 hafta sayıyorum,minik kapm tatilimiz için.
öyle bir sayıyorum ki...
1..2..3...4...5....
Gönderen suzanne* 6 Temmuz 2009 Pazartesi zaman: 02:27
0 ne demiş Etiketler: anası ağlamak, bıkmak da bıkmak., fethiye, nefret