bugün en güzel günlerimden birini geçirdimmm. gerçekten iyiydi.
öncelikle sıkıcı bir okul başlangıcıyla giriş yaptım güne, zar zor yataktan kalkıp koştur koştur metrobüs ,ordan okul, oradan deniz hoca ve hedeleri. sonrasında buena vista için kıpırdanmalar ,heyecanlanmalar, daha gitmeden almışım kokuyu , gerçi bu kadar eğlenecegimi hiç düşünmedim ,müthişti.
konsere geçmeden önce yine beni (saçma gelebilir tabi ben de böyle kücük sapıklıklardan hoşlanan bir insanım) mutlu kılan başka birşeyden bahsedicim.
hani benim insanları dinleme, gözlemleme tutkum vardı ya ; işte bu tutku kendini onları 'takip etme tutkusu'na bıraktı.Bugun istemeden metroda bi adamla göz göze geldim ve o an dedim ki: ben bu adamı biliyorum, hatırlamadım , belki de gercekten hayatım boyunca görmedim , ama gördüm.. metrodan indik ,merdivenleri tırmandım ,önüne geçtim. sonra taksim meydan ısıklarına geldik, ben istiklale dalıyordum ki arkamı hafifçe döndugumde adamın diger yöne gittigini gördüm. Sonra dedim ki , ben bu adamı takip ederim. Basit bişey , nedeni yok. bariz bi şekilde takip ettim , adam önumdeydi ,biraz daha dikkat etse anlicak takip ettigimi ki benim amacım bu.Neden takip ettigimi merak etsin ya da kimbilir belki de panik olsun istedim.Ya da belki aramızda ilginc bi diyalog yakalayabilirdim.Bence süper olabilirdi .bilmıyorum fazla filmlerle yasıyorum belki de , cok gercek gelmıyor olabilir, ama böyle . takip ettim de ettim ,yürüdüm de yürüdüm saksafonlu abimizin arkasından.hafif bir tom waitslikte vardı hani.öhm .neyse.abi daldı mı bi apartmanın içine. ben tabi sokaga giremedim ,devam ettim. sonra salak gibi geri gelip sokaga girdim , 5 dk sokagın içinde döndüm durdum ,sanki adam hemen cıkıcak ,saklandı oraya ,benim gibi işi gücü yok insanları takip ediyo.
neyse gelmedi de gelmedi.
bende eeh dedim uzaklaştım aynen taksim akm'ye,burak coktan santralden cıkıp gelmiş,yemek yemek için beni beklıyodu(evet,bunların hepsini buragın gelmesine daha 1,5 saat kaldıgı için yaptım). hemen bişeyler atıştırdık .shuttle a sıgmadıgımızdan taksiye atladık,bizle beraber tanımadıgımız 2 kızı aldık,sonra onlarla tanıstık boğaziçililermiş, ilk defa geliyorlarmıs okula, sohbet muhabbet,okulun çimenlerine yayıldıgımızda güneş hafif hafif kaybolmuş,soğuk ufaktan yayılmaya baslamıstı, önce sıcak birşeyler içtik , sevgili bubu geldi çantasında biralarıyla, konser alanına ne sokulmicaksa soktuk;bira, fotograf makinası,yemek vs. bi güzel biraları da yuvarladık.liseden arkadaslarımı gördüm,konuştuk falan.
bu arada biletler ayakta oldugundan bayaaa bi arkadaydık.neyse konser başladı, tanıstıgmız kızlar gitti, biletleri beleşmiş, avcılarda oturuyolarmıs ,yalandan 2 sarkı dinleyip gittiler,dönmeleri zor oluyo diye,sonraaaaaaaaaa
arkadan gelen cılız sese dayanamayarak öne geçelim dedim,bariyerlerin sahneye yakın kısımlarına paralel çim alana serildik ki başladı buena öttürmeye, biz de başladık dansetmeye,herkes ufacık kıpırdandı önce 2-3 sarkı sonra etrafta salsa fırtınası dönmeye basladı.bubu pek dansetmedi sevmıyo sanırım, burak da ööyle sabit durunca, ben de sınıftakilere bulmaya gittim eşyalarımı bırakıp.Ben yıllardır dansetmemişcesine dansettim(bu arada çiş yapılması için konulan kucuk klubelerin önunde yıllarca çiş yapmamışcasına bekleyen insanlar vardı ,o kuyruk halk ekmek kuyrugundan da uzundu ki konser sonuna kadar da dagılmadı). kendimden gectim .tam 2 saat boyunca durmaksızın dansettim.o kadar rahatladım ki aylardır üstümdeki yük buymuş.tam hızlandık havaya girdik derken amcalar konseri bitirmesin mi. neyse tuttuk bi daha cagırdık. geldiler . bir dos gardenias girdiler sagolsunlar. ooh lokum gibi dinledik,onda da dansettim agır agır ,ben ki asla bu kadar dans eden biri degildim,hiç olmadım. ama duramıyosunuz,olmuyo.ben gidecem bilader ispanyaya mıı kübaya mı artık hangisine gidebilirsem, o kadar!
çok güzeldi. baya güzeldi.
işin en komik yani bütün gece dans ederken dedim ki ya illa ki biri gelir benimle dans eder ,iki gıdım ölür müsünüz ? yok!
bir allahın kulu gelmedi butun gece dans ettim.tam konser bitti,elemanları cagırdık bi daha geldiler son sarkıyı caldılar ,sarkı sonlanmak uzereyken kafası güzel , şebek tipli bi arkadas yanastı , dansedelim miiğğğğ diye.
ben de dans edicek insan arıyorum , kübalı olmuşum artık orda zaten .
çat şarkı bitmesin mi. hey elleh.
neyse cocuk elimden tuttu :'ama böyle dans edelim' dedi, basladı ispanyolca sarkılar düzmeye , o söylüyo ben dans edıyorum (beraber dans edıyoruz aslen) neyse böyle bi 2o saniye dansettik ,gelip gecenler sarhos muamelesi yaptı tabi.sonra bitirdik. bana kalabalık bi grupla gelip gelmediğimi sordu ben de 3 kişiyiz dedim. sonra bulutu gördum , ben yarriba yarriba diye dans ederken sahnenin önune gecip en önden izlemişler burakla.Sonra cocuk bulutlarla gitme planları yaparken tekrar geldi, nereye gidicegimizi sordu. yollarımız uyusmayınca ayrıldık.kendisi asılmadı da etmedi de ,rahatsız olmadım en azından. güzel bir 20 saniyeydi :)keşke daha önce gelseymiş , eğlenirdik kanımca.
son trompetleri duyduktan sonra amcalar sahneden indi.biz de eve koyulduk.
ve şimdi yatagıma büyük bir hafiflikle yayılıp ,ter kokumun ve tatlı yorgunluğumun verdiği uyuşuklukla mükemmel bir uyku çekecem.
adios !
Suzanne takes you down to her river
yapmak lazım böyle şeyler.
Gönderen suzanne* 28 Nisan 2009 Salı zaman: 15:12
anne ben kübaya taşınıyorum.
hehe
salı da gelip çatacak az kaldı
yarın degil ondan sonraki gün
yatçaz kalkcaz yatcaz kalkcaz
ta taa!
buena vista!!
tam da konsere gitmeliyim dediğim esnada.bir de 20 liraya bilet bulmuşken gitmemek aptallık olur. santralin o hoş geniş çimenli, huzurlu ortamında yayıla yayıla buena vista dinlemek..
sonunda oh ! . şu biletleri bir alayım tek tek yalıyacam .
oley be
Gönderen suzanne* 26 Nisan 2009 Pazar zaman: 16:12
kavanoz iyidir.
ben asla orada olamadım,olmadım,olamayacağım.
hırs da değil bu.
insanların üzerimde yarattığı birşey ve karşı koyamıyorum.
bundan dolayı mutsuz oluyorum
o zaman ben neden bu insanlarla yaşıyorum?
sosyal güdü zararlı birşeydir.
bildireyim.
kavanoz iyidir.
Gönderen suzanne* 25 Nisan 2009 Cumartesi zaman: 16:05
hepimiz öldük.
bugun resimlere bakarken düşündüm de ben pek birşey hatırlamıyorum küçüklüğümle ilgili.
düşününce hiçbirşey ifade etmiyo, oynadıgım oyuncakları bile ancak görunce hatırlayabiliyorum ki ben görsel hafızası süper oldguunu idda eden bir insanım,aslında cogu zaman da öyledir, de neyse.
o zaman sanki bir yavaşlık vardı hayatımda. böyle uzun bir yola jöle dökmüşler de bende o jölenin içerisinde minicik ayaklarımla ilerlemeye calısıyomusum gibi.
sonra birden muslugun o 'düüüüllülülülüp' sesiyle jöle akıp gidivermiş, ben de böyle dana kadar olmuşum.biri de o esnada elime fotograf albümü tutuşturmuş , sonradan bakıp hatırlayabileyim diye.
o kadar cok isterdim ki , bir sürü şey hatırlayayım.
şimdi herşey hızlandı. insanlar hızlandı, konuşmaları ,istekleri ,istediklerini elde etme süreleri hızlandı. uyumak hızlandı ,uyanmak. pazar günleri hızlandı. kışlar hızlandı, hemen bahar geliverdi, koştura koştura. yazlık kıyafetler hızlandı. otobüsler,trenler ,uçaklar, agzımdan cıkan kelimeler hızlandı.
işte bu yüzden ölüme karşı duydugum korku arttı. bazen sürekli ölecekmiş hissine kapılıp uyuyamıyorum. herşeyin bu kadar hızlı olması ,geçiciliği, beni sürekli ' ben neden uğraşıyorum ki o zaman?' diye düşündürüyo.yediğim kek bile anlamsız geliyo,sanki 3 saniye sonra ölücekmişim gibi. ben öldükten sonra o güzelim çikolatalı kekin benim için anlamı ne olucak?
yapamadıklarım, yiyemediklerim,sevemediklerim.hepsi yok olucak benim için.
ben de onlar için yok olacağım.
ve en pis şey de nereye gideceğimi bilmiyor olmam.
bir yere gideceğim bile meçhul.
çok korkunc degil mi sizce de ?
Gönderen suzanne* 22 Nisan 2009 Çarşamba zaman: 15:22
bana yumurta pişirin!
uyumak istemiyorum.
uyudukça birşeyler kaçırıyormuşum gibi geliyor.
birşeyler ters gidiyor .sürekli. hiçbirşeye dur diyemiyorum.
herşey mutsuzluk doğuruyor.
baharı sevmiyorum.geçeceğini biliyorum ama tekrar geleceğini de.
mutsuzluğu aslında ben doğuruyorum.
aylarca uyusak.reçel kavanozunun dibinde.
Gönderen suzanne* 7 Nisan 2009 Salı zaman: 14:20