Suzanne takes you down to her river

Suzanne takes you down to her river

hepimiz öldük.

bugun resimlere bakarken düşündüm de ben pek birşey hatırlamıyorum küçüklüğümle ilgili.
düşününce hiçbirşey ifade etmiyo, oynadıgım oyuncakları bile ancak görunce hatırlayabiliyorum ki ben görsel hafızası süper oldguunu idda eden bir insanım,aslında cogu zaman da öyledir, de neyse.

o zaman sanki bir yavaşlık vardı hayatımda. böyle uzun bir yola jöle dökmüşler de bende o jölenin içerisinde minicik ayaklarımla ilerlemeye calısıyomusum gibi.

sonra birden muslugun o 'düüüüllülülülüp' sesiyle jöle akıp gidivermiş, ben de böyle dana kadar olmuşum.biri de o esnada elime fotograf albümü tutuşturmuş , sonradan bakıp hatırlayabileyim diye.
o kadar cok isterdim ki , bir sürü şey hatırlayayım.

şimdi herşey hızlandı. insanlar hızlandı, konuşmaları ,istekleri ,istediklerini elde etme süreleri hızlandı. uyumak hızlandı ,uyanmak. pazar günleri hızlandı. kışlar hızlandı, hemen bahar geliverdi, koştura koştura. yazlık kıyafetler hızlandı. otobüsler,trenler ,uçaklar, agzımdan cıkan kelimeler hızlandı.

işte bu yüzden ölüme karşı duydugum korku arttı. bazen sürekli ölecekmiş hissine kapılıp uyuyamıyorum. herşeyin bu kadar hızlı olması ,geçiciliği, beni sürekli ' ben neden uğraşıyorum ki o zaman?' diye düşündürüyo.yediğim kek bile anlamsız geliyo,sanki 3 saniye sonra ölücekmişim gibi. ben öldükten sonra o güzelim çikolatalı kekin benim için anlamı ne olucak?
yapamadıklarım, yiyemediklerim,sevemediklerim.hepsi yok olucak benim için.
ben de onlar için yok olacağım.
ve en pis şey de nereye gideceğimi bilmiyor olmam.
bir yere gideceğim bile meçhul.
çok korkunc degil mi sizce de ?

0 ne demiş:

voyeurists