Suzanne takes you down to her river

Suzanne takes you down to her river

315. sayfadan bildiriyorum

hmm.
burda bulunmakbende sıkı bir okuma alışkanlığı hatta bağımlılığı yarattı ,hoş, aman ne güzel ama.
bugün ders başı yapacağdım be arkadaşım.
şimdi 938493284 kere ders kaydı için aradığım öğrenci işlerini , "möröböö, ben köydömö söldöröcöktöm " diye aramaktan çekiniyorum, hatta UTANIYORUM. babam sağolsum ne diyelim.

kitaplara gelince,
ömrü hayatımda okumadığım kadar kitap okuyorum, mutluyum gururluyum, buranın bu kadar sıkıcı olması bir bakıma iyi yani. tabi sinir ve stres kısmından söz etmiyorum. O kısmı da bana sivilce, uykusuzluk ve vücudun her yanını ağrı kaplaması hali olarak geri dönmekte.

Sonunda biraz daha düzeldi şartlarım en azından gecenin 3üne kadar çalışmak durumunda kalmıyorum ama bu durum buraya olan nefretimi azalttı sanmayın.

İstanbul'u tüm sıcağı,nemi ve kalabalığıyla özledim. Yemişim tatil yerini,burdaki tüm insanlardan nefret ediyorum,hepsi uyanık olduğunu sanan bi ton gerizekalı. Turistlere birşey demiyorum takılsınlar. Bir insanın hangi noktaya kadar alçalabildiğini, ne hallere gelebildiğini ben burda görüyorum hep,canlı canlı yaşıyorum,belki de o yüzden nefret ediyorum burdan bu kadar. Herşeyi bu kadar şeffaf görmek, herşeyin gözünüze sokulması vs.

Şimdi 8 hafta sayıyorum,minik kapm tatilimiz için.
öyle bir sayıyorum ki...

1..2..3...4...5....

0 ne demiş:

voyeurists